Beş Ekşi Maya Macerası

Ekşi maya ekmek yapımı un, su ve tuzun lezzetli bir hamur işine dönüşümünü içeren nefes kesici bir deneyim. İnstagram kullanıcılarına, Dünya’nın farklı yerlerinde aynı tutkuyu paylaşan insanların günlük ekmek maceralarını takip etme şansı veren ve bir şekilde onları birbirine bağlayan bir hayat tarzı. Dünya’nın beş köşesinde aynı tutkuyu paylaşan 5 farklı ekşi maya ustasından kendi hikâyelerini dinleyelim. Ukrayna, Türkiye, Polonya, Slovenya ve Portekiz’den gelen seslere kulak verin.

Katrya

Katrya @seldonenko (Ukrayna)

Ne kadar zamandır ekşi maya ile uğraşıyorsunuz ve sizi bu tutkuya yönlendiren ne olmuştu?

  • 9 yıldır ekşi maya kullanıyorum. Gençken İngilizce öğrenmeyi, vejeteryan olmayı ve büyük annem ve Polonyalı komşulamuz Bronislava gib tatlı paskalya çörekleri yapmayı çok istiyordum.

Ülkenizde artisan (geleneksel) pastaneler var mı?

  • Malesef Ukrayna’da geleneksel ekşi maya ekmeği unutuldu. Benim olduğum bölgede artisan pastane var mı bilmiyorum ama muhtemelen ülkenin diğer yerlerinde vardır.

Ekşi maya ekmeği yapmaya başladığınızda size kimin ilham verdiğini söyleyebilir misiniz?

  • Kesinlikle ilham aldığım biri vardı, Toronto’dan LJ blogger Lyuda, internet rumuzu –mariana_aga. Kesinlikle baş döndürücü bir insan.

Ekşi maya ekmeği yapmaya yeni başlayan birine ne gibi tavsiyeler verirdiniz?

  • Belirli bir şey söylemek zor. Ufak bir ipucu şöyle olabilir: asla denemekten vaz geçme! Hatalar ve başarısızlıklara rağmen hayalinin peşinden koşmayı bırakmamalısın. Hobini saplantıya dönüştür. Ekmek konusunda her zaman sabırlı ol.

Ekmek yaparken karşılaşılan en sık hata nedir ve bundan nasıl kaçınılır?

  • Hatalardan kurtulmak imkansız. Hiçbir öğretmen veya kitap seni hataya karşı koruyamaz. Aksine hata yapmaktan korkmamak lazım. Her şey tecrübedir ve en iyi yolu bulmak için kötü yolları da öğrenmek gerekir.

Özlem

Özlem @tatliatolyem (Türkiye)

Ne kadar zamandır ekşi maya ile uğraşıyorsunuz ve sizi bu tutkuya yönlendiren ne olmuştu?

  • Yaklaşık 2 yıldır ekşi mayalı ekmekler yapıyorum. Gerçek ekmek yolculuğu diyorum ben bu ilgime. Gerçek ekmeği yemek ve yedirmek için başladım.

Ülkenizde artisan (geleneksel) pastaneler var mı?

  • Ekşi maya yapmayı internet araştırmalarım sayesinde öğrenip uyguladım. Ekmeklerimi ise yabancı sitelerden bulduğum tarifler, sonrasında Cafe Fernando tarifi ve sürekli farklı tarifler ve teknikler deneyerek devam ediyorum.

Ekşi maya ekmeği yapmaya başladığınızda size kimin ilham verdiğini söyleyebilir misiniz?

  • Özellikle ilham aldığım bir isim yok. Ama Rusların çavdar ekmekleri çok dikkatimi çekiyordu.

Ekşi maya ekmeği yapmaya yeni başlayan birine ne gibi tavsiyeler verirdiniz?

  • Çok araştırıp çok denemeler yapıp tecrübe ederek, hamuru anlayarak çalışmalarını tavsiye ediyorum. Dikkat, bağımlılık yapar demek istiyorum. 🙂

Ekmek yaparken karşılaşılan en sık hata nedir ve bundan nasıl kaçınılır?

  • Hamur yoğurma süresinin kısa tutulması yapılabilecek en büyük yanlış. Soğuk mayalamanın lezzete katacağı fark bilinmediğinden o kısmı es geçmek, bence.

Zosia

Zosia Barto @zosia_barto (Polonya)

Ne kadar zamandır ekşi maya ile uğraşıyorsunuz ve sizi bu tutkuya yönlendiren ne olmuştu?

  • 7 yıl önce hayatımın ilk ekmeğini pişirdim. Hazır mayalı bir ekmekti ve pişirmemin sebebi evde ekmek bulunmaması ve çok aç olmamdı. 🙂 İlk ekmekten birkaç gün sonra ekşi mayalı ekmek denedim ve sonuç tam bir felaketti. 🙂 Ne mutlu ki, vazgeçmedim ve şimdi kendime ait ufacık bir fırınım var. İki yıl kadar önce hobimi mesleğim yaptım ve hâlâ ekşi maya sevdam devam ediyor.

Ülkenizde artisan (geleneksel) pastaneler var mı?

  • Polonya’da uzun yıllara dayanan ekşi maya geleneği vardır ve birkaç yıl öncesine kadar bir sürü geleneksel fırın  bulabilirdiniz. Artık pek fazla kalmadı, çoğu ekmek endüstrisi karşısında dayanamayıp kapandı. İnsanlar donmuş hazır mayadan yapılan ucuz ekmekleri almayı biraz daha fazla ödeyip kaliteli ekmek almaya tercih ediyor. Yaşadığım şehir, Krakov’da belki 6 tane geleneksel fırın kaldı.

Ekşi maya ekmeği yapmaya başladığınızda size kimin ilham verdiğini söyleyebilir misiniz?

  • Jeffrey Hamelman, Chad Robertson, Monika Walecka

Ekşi maya ekmeği yapmaya yeni başlayan birine ne gibi tavsiyeler verirdiniz?

  • Asla vazgeçme. Her yenilgi bir derstir. Ayrıca ekşi maya hakkında kitaplar okumanın süreci anlamada büyük yardımı olur ve her şeyi sizin için daha kolay hale getirir. Bread by Hamelman temel prensipleri anlamak için çok iyi bir kaynaktır.

Ekmek yaparken karşılaşılan en sık hata nedir ve bundan nasıl kaçınılır?

  • Diğer fırıncılar arasında en yaygın hata nedir bilmiyorum ama ben ilk başladığımda sayısız hatalar yaptım. Hangisini daha fazla yaptım hatırlamıyorum ama sanırım sorunun cevabı basit: mayanızı gözlemleyin ve notlar alın, büyük yardımını göreceksiniz.

Anita

Anita Sumer @sourdough_mania (Slovenya)

Ne kadar zamandır ekşi maya ile uğraşıyorsunuz ve sizi bu tutkuya yönlendiren ne olmuştu?

  • Ekşi mayalı ekmeği 5 yıldır aralıksız pişiriyorum. Eşimin safra kesesi alındığında normal mayalanmış ekmek yiyemiyordu. Ben de evde ekmek hazırlayabileceğim diğer seçenekleri ararken önce ekşi mayalı ekmek ile sonra da yabani maya ile tanıştım. Ekşi mayadan önce hiç evde ekmek yapmamıştım. Böylece ekmek dünyasına girişim ekşi maya serüveniyle başladı.

Ülkenizde artisan (geleneksel) pastaneler var mı?

  • Pek fazla yok, genelde düşük bütçeli malzeme kullanan ticari fırınlar var. Pek çok fırın düşük kaliteli beyaz ekmek üreten Arnavutlar tarafından işletiliyor. Büyük marketlerin de kendi üretim bantları var. Geleneksel ekmek fırınları çok nadir. Başkent Ljubljana bile sadece iki tane biliyorum, Art bread ve Osem.

Ekşi maya ekmeği yapmaya başladığınızda size kimin ilham verdiğini söyleyebilir misiniz?

  • Pek çok ekşi maya fırıncısı gibi ben de Chad Robertson’un Tartine kitabıyla başladım. Ama kısa sürede bizim kalitesiz unların Amerikanlarınki kadar fazla su emmeyi başaramadığını fark ettim. Böylece yine kendi başıma kalmıştım. Ekşi maya görevine başladığımda Slovenyalı blogger Natasa Djuric yardımıma yetişti. O zamanlar paylaşarak ve birbirimize destek olarak öğrendik. O dayanışma günlerimizi özlediğimi itiraf etmeliyim.

Ekşi maya ekmeği yapmaya yeni başlayan birine ne gibi tavsiyeler verirdiniz?

  • Uzun süre isteyen süreçten korkmayın, eninde sonunda bu işte ustalaşacaksınız. Eğer mayanız baloncuklu ve aktifse hamurunuzu da o hale getirecektir. Mümkünse organik un ve klorlanmamış su kullanın.

Ekmek yaparken karşılaşılan en sık hata nedir ve bundan nasıl kaçınılır?

  • Öğrenmeden vazgeçmek! İlk ekmeğiniz tuğla gibi olsa da vazgeçmeyin ve denemeye devam edin. İlk denemelerimde yassı ve yemesi zor ekmekler elde ettim ama ekşi maya maceramı yarıda bırakmadım. Online kaynakları araştırın, instagram topluluklarına katılın, daha fazla yardım, tüyo, fikir ve ilham için bunlara ve bloglara bakmaktan vazgeçmeyin.

Andreia

Andreia @andreia.earth (Portekiz)

Ne kadar zamandır ekşi maya ile uğraşıyorsunuz ve sizi bu tutkuya yönlendiren ne olmuştu?

  • Birkaç yıl önce içerisinde ekmek yapımıyla ilgili bir bölüm olan yemek bilimi kitabı bana hediye edildi. Ekşi maya hakkında çok az bilgi olsa da benim ilgimi çekti. O zamanlar maya yapımını ihmal ettiğim için ekmek pişirme yeteneklerim iyi olmaktan çok uzaktı. 2016 Ekim’ine kadar hazır maya kullanıyordum. Sonuç olarak ekşi mayalı ekmeği 7 aydır pişiriyorum diyebilirim ama dürüst olmak gerekirse Ocak’tan bu yana bu işi usulüne göre yapıyorum. Ondan önce çok kereler aşırı mayalanmış ekmek tecrübelerim oldu. Bu bana çok şey öğretti. Geriye dönüp baktığımda bu hüsranları yaşadığıma memnunum. Kötü olaylardan önemli dersler alıyorsunuz.Portekiz fırıncılığı bir zamanlar oldukça iyiydi ama değişim ve iş etiklerinin unutulması çok uzun sürmedi. İyi kalite un daha düşük kaliteyle değiştirildi, çalışan sayısı azaltıldı ve donmuş hamur kullanılmaya başlandı. Tamamen rezalet. 7 sene önce modern ekmeğin yol açtığı bağırsak enfeksiyonları teşhis edilmeye başladı.Karın ağrısı, huzursuzluk ve başarısız hastalık yönetimleri. İlgili bilimsel çalışmalar sonunda ekşi maya ekmeğinin bu tarz hastalıklara karşı etkili olduğunu gösteren tonlarca makale yayınlandı. Ayrıca vücudun vitamin ve minerallere karşı hassasiyetini arttırma etkisi var. Ekşi maya yemek hiçbir zaman bağırsak enfeksiyonuna yol açmadı. Bu benim hakikat yolunda olduğumu gösteriyor ve müthiş mutluluk veriyor. Mikrobiyoloji her zaman bir tutku olacak benim için. Evde maya bulundurmak ve onu yetiştirmek, laboratuvarlarda geçirdiğim o güzel eski günleri hatırlatıyor.Bu tutkuyu hissedebilir ve insanların gözlerinde görebilirsiniz. Kelimelerle ifade etmek kolay değil. Bundan sonra da hayatım boyunca ekşi mayalı ekmek pişirmeye ve yemeye devam edeceğim.

Ülkenizde artisan (geleneksel) pastaneler var mı?

  • Açıkçası artisan pastaneler ülkemde çok nadir. Ekonomik ve mali kaygılar ile yönetilen bir dünyada, dürüst işletmeler hayatta kalmakta zorluk çekiyor. Donmuş maya kullanmak, un oranını azaltmak için daha fazla tuz kullanmak veya daha küçük ekipler kurmak hem ucuz hem de kolay geliyor fırıncılara.Pek çok insanın gerçek ekmeğin nasıl da mükemmel tattığını unuttuğunu düşünüyorum. Hamuru fırına koyduğunuzda yanınızda olan ailenizle veya dostlarınızla mutfakta geçirilen vakit ne kadar da muazzam. Hamuru yoğurmanın verdiği his, fermente olurken aldığınız hamur kokusu, fırının yüzünüze vuran ısısı ve ekmeğin o ısı altındaki değişimini izlemek ne kadar da muazzam.  Buralarda hiç ekşi maya görmedim ve etrafımdaki insanlar varlığından bile haberdar değil. Keşke ekmek sektörü daha dürüst olsaydı.

Ekşi maya ekmeği yapmaya başladığınızda size kimin ilham verdiğini söyleyebilir misiniz?

  • Chad Robertson internette karşıma çıkan ilk ekşi maya fırıncısıydı. Instagram’da yaratıcı, ilham verici ve sıcakkanlı insanlar var. Diana (@fxmaman) ekmek yapımında bana devamlı yardımcı oldu ve hatalarımı görmemi sağladı. Benim için yaptıklarına karşı sonsuz minnettarım kendisine. Anita Šumer (sourdough_mania) da oldukça yaratıcı ve nazik bir insan. Videoları ve verdiği ipuçları bilgimi artırmamı sağladı. Katrin (@lillianday) ve Marguerite (@yuentien) de tutkulu ve yetenekli fırıncılar. Tüm bu bayanların doğuştan gelen yetenekleri var. Bana her zaman ilham verdiler ve yaptıkları ekmeklerin fotoğraflarına bakmak bile yüzümde kocaman bir gülümsemeye yol açıyor.

Ekşi maya ekmeği yapmaya yeni başlayan birine ne gibi tavsiyeler verirdiniz?

  • Bu işe ilk başladığımda, internetteki tüm o bilgiler rahatlamamı sağladı. Bilgi yetersizliğim tecrübeli fırıncıların verdiği bilgileri tam olarak anlayamamama sebep oluyordu, ben de zamanlamaya odaklandım. Aslında zamanlama çok da mühim değil, önemli olan nokta hamuru izlemeyi bilmek. Mayanızı tanımak ve ona sevgi ile bağlanmak. 

Ekmek yaparken karşılaşılan en sık hata nedir ve bundan nasıl kaçınılır?

  • Sevgili acemi ekşi maya tutkunu, hata yapmak öğrenme yolunda olağandır. Kimse kusursuz değil, hatalar sinir bozucu olabilir ama bu öğrenmenin tek yolu. Başarısızlıklar size unutmayacağınız bilgiler verir ve aynı hatayı yapmamayı öğretir. Devamlı deneyin, inancınızı kaybetmeyin ve size bu süreçte yardımcı olabilecek nazik dostlar edinin. Sonuç ne olursa olsun pişirdiğiniz şeyi sevin ve kendinizle gurur duyun.
Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , , , , , ,
Nisan ayının en iyileri

Nisan bitti, ama şimdi geriye dönüp bu 30 gün içinde neler yaşadığımızı düşünmenin ve başımıza gelen iyi şeylerin değerini anlamanın zamanı. Mart kadar aktif geçmese de bu ay, yaşadığım en ilginç yemek deneyimlerinden biri olan ekşi maya serüvenimin başladığı dönem oldu. Ayrıca yine bu ay içinde, aynı ilgi alanlarına sahip bir çok farklı insanı spordan kitap okumaya kadar değişik etkinliklerde bir araya getiren dahiyane bir uygulamayı keşfettim.
Siz de Nisan hakkındaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Nisan ayının kitapları:
En çok okuduğum kitap Chad Robertson’un Tartine Ekmek kitabı oldu. Pek çok yardımcı resim ve detaylı açıklamasıyla birlikte ekmek hazırlama konusunda oldukça iyi bir kitap. Ondan sonra başladığım ama henüz bitiremediğim diğer kitap, Matt Goulding tarafından kaleme alınan “Grape. Olive. Pig.” kitabı. Burada incelemesini bulabileceğiniz “Rice. Noodle. Fish.“ kitabıyla aynı tarzda ve aynı yazardan çıkma bir kitap. Bu sefer İspanya mutfağına bir yolculuk yapıyoruz ve yine birçok faydalı bilgi buluyoruz ama aynı yazardan okuduğum ikinci kitap olması sebebiyle, yazarın bu defa pek uğraşmadığını, özgünlükten ziyade ilk kitabın aynı anlatım tarzını benimsediğini söyleyebilirim. Şimdiye kadar biraz sıkıldım. Gördüğünüz gibi bu ay fazla okuyamadım, bunun da sebebi güzel havanın her okuma denememde beni cezbedip, dışarı çağırması.

Nisan ayının filmleri:
Türk yapımı Kedi belgeseli ayın en iyisi. Türkiye’deki arkadaşlarıma bahsettiğimde bu filmden haberleri olmaması beni çok şaşırttı. Amerika’da en çok izlenen üçüncü yabancı dilde belgesel filmi durumunda ve hâlâ bazı sinemalarda gösterimde. Neden Kedi’yi öneriyorum? Çünkü İstanbul kedileri ve insanlarını, harika görsellerle harmanlayan muhteşem bir yolculuk. Kedilerin İstanbul’da insanların hayatlarına nasıl dokunduğunu, bazı insanları nasıl tekrar hayata bağladığını anlatan dokunaklı ve aynı zamanda eğlenceli bir hikaye.
En çok beğendiğim bir diğer film, 20th Century Women (Amazon’da bulunabilir). Film California’da geçiyor ve farklı nesillerden kadınların kendi dönemlerinin hayat tarzlarını yansıtışlarına odaklanıyor. Zamanın şartlarının kişiliklerini nasıl etkilediğini ve bu kişiliklerin farklı bir dönem içinde çocuk yetiştirirken karşılaştıkları bunalımları anlatıyor. Kaliforniya hayatını, mizahı, kişisel buhranları ve tarihsel olaylara farklı bakış açılarını bulabileceğiniz güzel bir deneyim.
Üçüncü film çok yeni değil ama izlemeye kesinlikle değer. Gerçek bir hikayeden uyarlanan Imitation Game, ikinci dünya savaşı sırasında Almanların iletişim şifreleyicisi Enigma’yı çözmeye çalışan İngiliz bilim adamlarını anlatıyor. Ve burada Alan Turing sahneye çıkıyor. İnsanlarla iletişimde sıkıntılı ve Enigma’yı alt edecek gerçek üstü makinesini inşa etmeye fazlasıyla kararlı bir insan. Bir çok denemeden sonra milyonlarca insanın hayatını kurtaran bilgisayarların atasını çalıştırmayı başarıyor. Filmin diğer hikayesi ise Alan Turing gibi bir dahinin cinsel eğilimleri sebebiyle dönemin İngiltere’sinde yaşadığı zorlukları ve kendisine uygulanan tedavinin nasıl sonunu getirdiği ile ilgili.

En iyi mutfak deneyimi, kesinlikle ekşi mayalı kruvasan oldu. Ekşi maya ile yapılabileceklerin en iyisini yapabilmek için tüm enerjimi bu denemelere verdim. Tarif uzun zaman alıyor ve sabır gerektiriyor ama sonuç buna değer.

En iyi gezi, önceki aylar gibi uzun değildi ama bazen en kısa yolculuk bile diğerleri kadar önemli olabilir. Her şey size hissettirdikleri ile alakalı ve bu yüzden Little Italy’ye yaptığım gezi ünlü kitapçıları, hippi neslinin sembol mekanları, sayısız lezzet durakları ile önemliydi. Bu gezi beni tamamen San Francisco hakkında bir yazı yazmaya teşvik etti.

Ayın ilham kaynağı: Ekşi mayalı ekmek yapmakla geçen aydan sonra kendini bu işe adayan yüzlerce çok başarılı insan olduğunu söyleyebilirim. Bazen bir fotograftaki tadı yakalamak için bile bir çok deneme yapmam gerekti. Bu hesaplar: @sylvain_vernay, @katesbread, @zosia_barto, @mydailysourdoughbread ve en son keşfim @ekininoykusu (ekşi mayalı simitleri denemek için sabırsızlanıyorum)

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , , , , , , , , ,
Bir süre Amerika’da yaşadıktan sonra yavaşça unutacağınız 10 Türk alışkanlığı.
  1. Dışarıda yediğiniz her yemekten sonra çay beklemeyi bırakacaksınız.
  2. Trafikte kullandığınız dilin kalitesi artacak, küfürleri yavaş yavaş unutacaksınız.
  3. Toplu taşıma araçlarına kapı açılır açılmaz atlamayacaksınız. İnsanlar nezaketle sıralarına riayet edecek ve siz de acele etmeden sıranızı bekleyeceksiniz.
  4. Yabancı biriyle konuşurken ufak muhabbetlerin ve zararsız şakaların ustası olacaksınız. Özel soru sormamayı öğreneceksiniz. (yaş, medeni hal, maaş, çocuk sayısı veya neden çocuk olmadığı gibi sorular)
  5. Bir apartmanda yaşarken yüzlerce market poşetiyle cebelleşseniz bile komşunuz size yardım önermeyecek, sadece selam verip aldıklarınız hakkına şaka yapacak. (Her daim karşılıksız yardıma hazır sevgili komşularım Gülden ve Şinasi’yi gerçekten çok özledim.)
  6. Farklılıkları kucaklamayı öğreneceksiniz. Vergi ödemenizi bir Hintli hesaplarken, yemeklerinizi Meksikalı hazırlayabilir, manikür ve pedikürünüzü Filipinli yaparken taşıt sigortanızı Ukraynalı’dan alabilirsiniz.
  7. Kurallara tam itaati öğreneceksiniz. Dur işareti gördüğünüzde duracaksınız, eğer bir defa görmezden gelirseniz posta kutunuzda ceza makbuzunu bulursunuz.
  8. Kıyafet markaları önemsiz gelmeye başlayacak. Tüm o ünlü markalar çok kolay ulaşılır olacak, indirim reyonlarında 10, 15 dolara alabileceksiniz.
  9. Eve girerken ayakkabıları çıkarmak hatta dışarıda bırakmak tarihe karışacak.
  10. Gözyaşları içinde gerçek kebap lezzetini Türkiye’de bıraktığınızı kabul edecek ve burada kebap diye sunulan her yemekten sonra Türkiye bileti almayı tekrar düşüneceksiniz.

Sizin de ekleyeceğiniz bir şeyler var mı?

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , ,
Mart ayının en iyileri

Zaman ışık hızıyla akarken başımıza gelen güzellikleri bir yere not almak çok önemli. Günlük tutmak bunu sağlamanın yollarından biri. Kalemle veya online olması fark etmeksizin geri dönüp baktığımızda her şeyin ne yönde değiştiğini görmemizi sağlayan bir yöntem.
Mart ayı boyunca yüzleşmek istesem de istemesem de yirmi dokuzuncu doğum günümü beklemek ve aklımdaki sorulara cevap aramakla geçti. Ama sordukça cevaplardan uzaklaştığımı fark ettim, çünkü kimsede hazır cevaplar olmuyor ve her şey noktaları birleştirmekle gün yüzüne çıkıyor. Steve Jobs’un bir defasında söylediği gibi; “İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz, yalnızca geriye bakarak yapabilirsiniz. Noktaların bir şekilde gelecekte birleşeceğine güvenmek zorundasınız.
Ben noktaları birleştirmekle uğraşırken Mart ayı geziler, kitaplar, filmler ve farklı yemek tecrübeleri ile doluydu.

Mart ayının kitapları: Mary Taylor Simeti’nin 1950’lerin başında yeni evli genç bir Amerikalı kız olarak Sicilya’ya yerleşmesini, bu bilinmeyen ve son derece geleneksel kültür içinde kendini arayışını anlatan büyüleyici bir kitap “On Persephone’s Island”. Bu yalnızca kişisel bir hikayeden öte bir hayat stilinin betimlenmesi, Sicilya’nın politik ve ekonomik ilişkilerinin yanında mutfağı ve yerel alışkınları gibi farklı kültürüyle alakalı bilgilerin bir Amerikalı gözüyle Dünya’ya sunulması. Sicilya hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için güzel bir seçim olabilir ama İtalya’nın bilinmeyen yüzünü ve gerçekleri öğrenmek istiyorsanız Tobias Jones’in The Dark Heart of Italy kitabını şiddetle öneririm.
İkinci kitap, saatlerce sıkılmadan edebiyat konuşabildiğim çok sevgili arkadaşım Julia’nın doğum günü hediyesi. Edebi ruh eşim bana Daren Acemoglu ve James A. Robinson’un yazdığı “Ulusların Düşüşü” kitabını gönderdi. Henüz yarısını okudum ama itiraf etmeliyim ki, bazı ulusların başarılı olurken bazılarının çöküşünü hazırlayan ekonomik dinamikleri ve tarih içindeki dramatik değişimleri öyle güzel açıklamış ki zihninizde yeni bir boyut açıyor.

Mart ayının filmleri: İzlediğim birkaç film arasında özellikle iki tanesi hakkında bir şeyler karalamak istiyorum. Nicole Kidman’ın başrolünü oynadığı “Grace of Monaco” filmini çok beğendim. Amerikalı aktris Grace Kelly’nin Monako prensi ile yaptığı evliliği ve başından geçenleri anlatılıyor. Sıradan bir hayatınız olduğunu düşünüyorsanız filmde bolca işlenen güzellik, zerafet ve cazibe kesinlikle size bir renk getirecektir.
İkinci film Tuba’nın instagram’da sıklıkla alıntıladığı Sabrina. Audrey Hepburn’un arzı endam eylediği alımlı bir siyah beyaz film. Tüm film birçok muhteşem söz ile dolu. Baron St. Fontanel: “Mutlu bir evliliği olan kadın sufleyi yakabilir, mutsuz bir evliği olan kadın fırını yakmayı unutur.” Şimdiki filmlerde bulması zor olan o farklı çekiciliği kolayca yakalayacağınız bir film.

Mart ayının gezisi: İki günlük Los Angeles gezimizin asıl sebebi oy kullanmak gibi soylu bir gerekçenin yanında La La Land’ın nasıl göründüğü ile ilgili ufak bir fikir sahibi olmak. Bu muhteşem iki günü tarif etmek için ayrı bir post şart. Daha ufak Napa gezimiz hakkında burada okuyabilirsiniz.

Mart ayının en iyi yemekleri: Los Angeles’taki Kısmet restoranında yediğimiz Türk Kahvaltısı, daha doğru söylemek gerekirse menüde geçtiği şekilde “Türk kahvaltısımsı”. Geleneksel Türk kahvaltısı ile Orta Doğu mutfağının muhteşem harmanlandığı lezzet ve rayiha zengini bir yemek deneyimi.

En iyi mutfak deneyimleri: Krakerler gerçekten çok güzeldi, annemin tarifi tam buğday çörekleri, tatlı poğaça maritozzi ve ufak pizza Schiacciatine.

Mart ayının esin kaynağı: Yeni keşfettiğim Tuscany’de yaşayan bir Australyalı blogger ve iki kitap yazarının sitesi http://www.emikodavies.com/
Çok beğendiğim kurabiye tarifinin sahibi Napolili bir yemek blogger Anna’dan http://www.annaontheclouds.it/
Yine yeni keşiflerimden Dünya tatlısı Ayça’nın http://www.aycanummies.com/
Instagram’da büyüleyici fotoğraflara sahip Sezen @sezen.enderoglu
Ve benim devamlı ilham aldığım @mugmela, @fraeuleinsontag @thereshcooks @sourdough_mania @mimithor
Mart ayını böyle bitirdik. Sizin tecrübe ve keşifleriniz yorumlarda görmekten memnun olurum.

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , , , , , , , , , , , ,
Japon Mutfağı’na Gezi

Bazı kitaplar yazarıyla çıkacağınız bir yolculuğa alınmış bilet gibidir. Matt Goulding’in yazdığı “Rice.Noodle.Fish” yazarıyla beraber çıkacağınız bir Japonya gezisinde en iyi restoranları, barları, kafeleri ziyaret etme ve Japon kültürünün unutulmaz zenginliklerini tecrübe etme anlamına geliyor. Seçkin, entelektüel ve zengin Japon mutfağının, Japon kültürünün de özünü oluşturan iki önemli anlayışın etrafında şekillendiğini görüyoruz. Tüm detaylarıyla tekilliğe dayanan anlamına gelen “Shokunin”ve hissetmek demek olan “kimochi” iyi bir sushi ustasını muhteşem ustadan ayıran özellikler oluyor. Gerekli tekniklerde kusursuz seviyeye ulaşmak onlarca yıl alıyor. Bu tutku ve adanmışlığın örneklerinden biri de 3 Michellin yıldızı restoran sahibi sushi ustası Sukiyabashi Jiro. Jiro’nun tadım menüsünün fiyatı 281 dolar. Jiro ve zanaati hakkında 2011 yılında çekilen bir belgesel filmi bile var: Jiro Dreams os Sushi

Bir sonraki ilgi çekici mekan Japonya’nın sürprizlerinden biri L’Ambre café. Burada Dünya’nın bir çok farklı yerinden gelen yıllanmış kahve çekirdeklerine ulaşıp eşsiz bir kahve deneyimi yaşayabilirsiniz. 1993 Brezilya kahvesi, 1976 Meksika kahvesi veya en eski tarihli olan 1954 Kolombiya kahvesi bunlardan sadece bazıları. Cafenin sahibi Ichiro Sekiguchi geçmiş bir tat sunarken bazı şeyleri yapmanın bir zamanlar daha farklı yolları olduğunu da insanlara anımsatıyor.

Japon mutfağı bolca baharat kullanıyor ve mevsimine göre doğa ne sunuyorsa ona bağlı kalıyor. Flatt’s Inn bu kuralın işlediği mekanlardan biri. Chikako ve Ben, hayatlarını devamlı genişlettikleri dönemsel ritüelleri en iyi hale getirmeye adamışlar. Yazın bahçede çalışıyorlar, meyve ve sebzeleri kurutuyor veya turşularını kuruyorlar. Sonbaharda kestane topluyor, biber salçası hazırlıyor ve mantar aramaya çıkıyorlar. Kış balık anlamına geliyor. İlkbaharda ise bahçelerini ekip yıl boyunca kendilerini, ailelerini ve konuklarını doyuracak döngüyü tekrar başlatıyorlar.

Japon mutfağı sıra dışı tatların harmanlanmasından da öte öğrenmesi ve ustalaşması sabırla yoğrulmuş yıllar alan bir sanat.

Japon mutfağı hakkında bazı ilginç bilgiler:

-Japon mutfağı kültürel etkileri sebebiyle Birleşmiş Milletler tarafından ulusal geleneksel yemek olarak tanımlanan 3 mutfaktan biri,

-Anahtar noktası basitlik,

-Yemekler birkaç ufak bileşenden oluşuyor, tazelik ve basitlik esas. Japon aşçılar en kaliteli malzemelerle çalışıyor ve onun üzerinde mümkün olduğunca az çalışarak doğal lezzeti korumaya çalışıyor.

-Tokyo Dünya’da en fazla Michellin yıldızına sahip şehir (toplam 304 yıldız)

-Sebze sıklıkla kullanılıyor olsa da tamamen vejetaryen yemek bulmak zor

-Bahşiş kaba bir davranış olarak kabul ediliyor.

-Bir sushi ustası 10 yıl tecrübe kazanmadan balıklarla çalışmaya başlayamıyor. Aşçı yamakları bu 10 sene içinde pilav yapmak, yemek servis etmek gibi işler yapıyorlar ve makul bir gelire sahip oluyorlar. Bu yüzden bunlara da bahşiş vermek hakaret kabul ediliyor.

-Wagyu eti oldukça pahalı ve bir biftek 200 dolar civarında.

-Japonya en büyük deniz ürünleri endüstrisine sahip.

Deniz ürünleri başlıca besin kaynağı ve Tsukiji pazarı taze, donmuş veya işlenmiş deniz ürünlerinin satıldığı en geniş market ve yılda 700 bin ton deniz ürününü Dünya’ya dağıtıyor.

Okuduğunuz için teşekkürler, umarım Japonya’nın yemek dünyasına yaptığımız bu geziden memnun kalmışsınızdır.


Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , ,