Anthony Bourdain

Bazı kitaplar okuyucularını kendisi bulur, ben de Anthony Bourdain’in Mutfak Sırları- Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar kitabına rast gelecek kadar şanslıydım. Bu okurken mest olacağınız ve yemek aşkıyla dolacağınız bir kitap. Anthony Bey bu tutkuyu yazıyla nasıl geçireceğini çok iyi biliyor. Samimi, komik ve olabildiğine açık bir anlatıma sahip bu kitap New York’taki bazı ünlü restoranların mahrem mutfaklarına bir bakış atıyor. 300 sayfada yemek sektörü hakkında pek çok bilgi veriyor. Okuduktan sonra mutfağa yeni ve kaliteli malzemeler alıp Fransız sosu yapmaya koşabilir veya kendi restoranınızı açıp ünlü bir şef olma hayalinizden bir anda vazgeçebilirsiniz.

Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar yemek yediğiniz yerlere olan bakış açınızı değiştirmekle kalmayacak, ayrıca size kapının ardında çalışan insanlar hakkında fikir de verecek. Her gün 12 saat boyunca sıcak ocakların önünde ayakta iş yapmaya çalışan yirmili yaşlardaki gençlerin her siparişte ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çabalayarak şeflerine en iyi performanslarını ve size en lezzetli yemekleri sunmaya çalıştıklarını öğreneceksiniz. Eğer alabildiğine açık sözlü, yemekle alakalı bir kitap arıyorsanız bu kitap sizi mutlaka etkileyecektir,  hem de Türkçe çevirisine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , ,
2017 Oscar Töreni

Bu seneki Oscar töreni uzun sure tartışılacak ve akıllardan çıkmayacak bir olaya dönüştü. Sadece en iyi filmlerin yarıştığı bir arena olmaktan çok siyasi görüşlerin seslendirildiği bir fırsat oldu sanatçılar için. Facebook ve Twitter, hükümet destekçileri ve muhalifler arasında asla bitmeyecek kısır döngüde tartışmalarla doldu taştı.

Töreni izlemek kadar konuşmalar da keyif verdi bu sene. Tüm ağızlardan umut, insanlık ve merhamet dilekleri döküldü. Hayaller, onların peşinden koşmayı sağlayan motivasyon ve hayallerin rengi veya ırkı olmadığı dillendirildi. Sinema ise tüm farklılıklara ve karşıt siyasi görüşlere rağmen insanları birleştiren güç olarak orada tüm şatafatıyla sergilendi. Gerçekten de inandığınız veya takip ettiğiniz görüşlerden bağımsız olarak La La Land herkesi hayallerin gücüyle büyüledi, Hidden Figures her bireyi her ne engelle karşılaşılırsa karşılaşsın yüreğinin gücüyle bunların üstesinden gelmeye inandırdı. Arrival insan zihninin sınırlarının olmadığını gösterdi. Fences Amerika’daki siyahilerin günlük yaşamlarındaki sıkıntıları yansıtırken, Manchester by the Sea ana karakterinin kederini kalbimize kazıdı.

Dünya mükemmel bir yer olmaktan çok uzak olsa da, sinema onu birazcık da olsa daha iyi, daha parlak ve daha renkli yapmak için dur durak bilmeden çalışmaya devam ediyor.

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , , , ,
Sağlıklı Beslenme, Diyet, Yemek Endüstrisi, Efsaneler ve Gerçekler

Diyet yapmak hiçbir zaman takıntım olmadı, kilom ideala uzak olsa da kendimi katı kurallara hapsedip nihayetinde yine bir kavanoz dolusu atıştırmalığın başında sona erecek maceraya girmektense sağlıklı beslenmeye odaklanmayı seçtim. Zaralı yiyeceklerden nasıl korunabileceğimi ve sağlıklı ürünlere ulaşmanın en kolay yolunu araştırdım hep.

İnternette bulup takip ettiğim birkaç online dersten sonra ilgim daha da artmaya başladı. Bu dersler arasında “tedavi amaçlı yeme alışkanlıkları”, “sağlıklı beslenme”, “yaşlanmanın sebepleri” gibi başlıklar vardı. Doğru yemek, sağlığımızı korumanın ve hastalıklardan uzak durmanın en önemli anahtarlarından biri. Özellikle aşırı yemeye bağlı hastalıkların yükseldiği 21. yüzyılda. Zamanımzıda yemek her yerde; süper marketlerde, sokak tezgahlarında, vending makinelerinde. Reklamlardan kaçmak ise imkansız, televizyonda, sokakta, araçlarda her yerde midelere hitap eden reklamlar mevcut. Yemek endüstrisi mümkün olan her türlü ürünü sağlıklı göstererek satmaya çalışıyor. Ürün kalitesini denetlemek, tüketicinin güvenliğini sağlamak ve yanlış yönlendirmeleri engellemek için Avrupa Sağlık örgütü, trafik ışığı derecelendirmesi adını verdiği bir sistem getirdi. Kırmızı, turuncu ve yeşil renkleri kullanarak yağ, şeker ve tuz oranlarının belirli bir seviyeden yüksek veya düşük olduğunu bu tablo ile kontrol altına alma kararı verdi. Sağlıklı seçimlerin yanında yemeklerimizin beslenmemize nasıl etki ettiğini de göz önünde bulundurmak zorundayız. Mikro ve makro besleyici öğelere, minerallere, antioksidanlara ve vitaminlere de dikkat etmeliyiz. Hepsinden alınacak yeterli oranlar vücudumuzun daha düzgün çalışmasını sağlayacaktır. Diyetisyenler rengarenk tabaklar hazırlayıp 5 farklı sebzeyi ve meyveyi tüketmemiz gerektiğini hatırlatıyorlar. Ayrıca diyetinizde balık olması şart. Özellikle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın en önemli öğeleri balıkla beraber süt ürünleri, et, tahıl ve bakliyat. Bu önerileri takip etmek hayat kalitenizi arttıracağı gibi, kalp ve damar hastalıklarına, alzaymıra, şeker hastalığına ve kansere karşı daha dirençli olmanızı sağlayacaktır.

Sağlıklı beslenme konsuunda araştırmalar aralıksız devam ediyor ve keşfedilecek daha çok şey var. Hızlıca gelişen bir bilim olmasından dolayı da bulgularda geçmişe göre farklılıklar olabiliyor. Hatta önceleri sağlıklı denen yiyecekler şimdi zararlı kabul edilebiliyor veya bunun tam tersi örnekler de görülebiliyor. Mesela yetmişlerde yumurta, uzak durulması gereken yüksek kolestrol kaynakları olarak kabul edilirken, şimdilerde yumurtanın içerdiği doymuş yağ oranı sayesinde kolestrolu düzenlediği biliniyor. Veya eskiden hamile kadaınlara ciğer yemeleri önerilirken şimdilerde, ciğerin A vitamini deposu oldğu kadar fazla tüketiminde vücudu zehirlediği keşfedildi. Bu yüzden internette sağlıklı beslenme üzerine bir yazı okurken kaynakların güvenilirliğini araştırmak önemli bir hal alıyor.

Araştırmaların son zamanlarda aldığı yön ise yeme alışkanlıklarının genlere etkileri konusunda oluyor. Yüzde 99.9 oranında aynı genleri paylaşırken sadece binde 9 oranındaki DNA farklılıkları karakterimizi belirliyor. Bu oran ayrıca farklı diyetlerin her birimiz üzerinde farklı etkileri olacağını da gösteriyor. Aynı yemeklere ve diyet alışkanlıklarına rağmen sonuçlar her birimizde farklı olabiliyor. Nutrigenetik (DNA’ya göre beslenme) testleri hem internette hem de özel sağlık kliniklerinde ulaşılabilir durumda artık. Her bireye gen yapısına göre farklı beslenme diyetleri sunulabiliyor. Belirli hastalıklardan korunmak veya vücudu daha sağlıklı tutmak için kişiye özel besinler ve oranlar belirlenebiliyor.

Umarım bu yazıyı işe yarar bulmuşsunuzdur. Okuduğunuz için teşekkürler…

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , ,
Kitap Kurtları ve Kitapların Güzelliği

Bir zamanlar hepimiz kitap kurduyduk, kitaplarla ilgili her şeyi seven, görünüşlerini, kokularını ve hissettirdiklerini ruhunda yaşayan kitap insanları. Bu insanlar için kitap fuarları bir şölendir ve ne şanslıyım ki kitap fuarları her zaman her yerde karşımıza çıkabiliyor, yeni veya eski kitapları okuyuculara sunan uluslar arası fuarlar. En büyük kitap fuarlarından biri de Ekim aylarında Frankfurt’ta gerçekleştiriliyor. Bir çoğumuz için rüya gibi bir gezi olacaktır.

Eylül ayında doğup büyüdüğüm şehrim Lviv’de kurulan fuar bu zevkten mahrum kalmamamı sağladı. Bu geniş çaplı fuarın mottosu da çok güzel; Amor librorum nos unit (Kitap sevgisi bizi bir arada tutar). Her sene özel bir konuk fuarı ziyaret eder ve tüm şehir bu edebiyat ünlüsünü görmek için nefesini tutar. 2004 yılında onur konuğu olarak teşrif eden Paulo Coelho’yu bir kafede görebilmek için tüm şehir boyunca koştuğumu hatırlıyorum. Jostein Gaarder’i dinleyişimi, çevirmenliğini İngilizce öğretmenimin yaptığını ve kitaplarına duyduğum hayranlığın içimi kıpır kıpır edişini hâlâ anımsıyorum. 

Bu fuar sayesinde her geçen yıl kitaplığıma yeni eserler ekledim. Ağustos sohbetlerimizi ve Eylül’deki kitap değişimlerimizi şekillendiren önemli bir konuydu fuar. Sonraları da İstanbul’daki büyük kitap fuarına gitmeye başladım, yine ne şanslıydım ki oldukça yakın oturuyorduk fuar yerine.

Bu sene de 50. Kaliforniya Antika Kitaplar Fuarı’na yeni arkadaşım Julia @smallworldthisis ile katıldım. Benim için hiç yaşamadığım bir tecrübe oldu, bu kadar fazla nadide eseri bir arada ilk defa görüyordum. Dünya’nın kendi dalında en büyük fuarı olması sebebiyle 20 farklı ülkeden 200’e yakın yayıncının yanında, yerel “kitap sanatçıları” ve üniversite kütüphaneleri de katılmıştı. O nadide kitapları, el yazmalarını, haritaları ve fotografları inceleme şansına eriştik, çoğu da ücreti karşılığında edinilebiliyordu. Fiyatlar 300 dolardan başalyıp 75 bin dolara kadar gidiyordu. Bir çok dikkate değer ilk basım kitabın arasında Harry Potter’in fiyatı 6.250, Oz Büyücüsü 56.250, J.D. Salinger’in Fanny and Zooey’i 25.000, Tom Sawyer 26.000, Anne Frank’ın Günlüğü 8.200 ve Ray Bradbury imzalı Fahrenheit 451 kitabı 20.000 dolardı.      

Yazıyı bitirirken çok sevdiğim bu güzel alıntıyı kullanmak istiyorum.

Ne zaman iyi bir kitap okusanız Dünya’nın bir yerinde bir kapı daha fazla aydınlık için aralanıyor.

–Vera Nazarian

Okuduğunuz için teşekkürler. Umarım beğenmişsinizdir.

 

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , ,
Kış Uykusunun Güzelliği ve Film Öneri Listesi

Kış yaklaştığı anda enerjim düşmeye ve bedenim yavaşlamaya başlıyor. Battaniyeler oturma odasının dört köşesine yayılıyor, kitaplar raflardan göz kırpıyor ve ben kendimi sıcacık çay ve kurabiyeler eşliğinde sıcacık filmlerin kucağına atıyorum. Bu kış da bir istisna değil. Her ne kadar California’da kış tam anlamıyla yaşanmasa da yağmurlu karanlık havalar beni evde tutmaya yetti. Ne mutlu ki 2016’nın veda ederken bize hediye ettiği bir birinden güzel filmleri izleyecek kadar şanslıydım, bir yandan da kendimi bu muhteşem filmler hakkında yazmak zorunda hissettim. İzlenmesini şiddetle tavsiye ettiğim ilk film, renk cümbüşü içinde muazzam müzikler, bolca dans ve güzel Los Angeles manzaraları vaat eden La La Land. İki sene önce üç Oscar kazanan Whiplash’in yönetmeni bu sefer sahneye, sinema tarihinin bir çok ünlü müzikaline saygı duruşu sunan bu şaheseri getiriyor. Los Angeles için kullanılan La La Land kalıbını kendisine isim olarak seçen bu film size kesinlikle unutamayacağınız anlar yaşatacak.

Sıradaki üç film ise “Indie movie” diye geçen bağımsız sinemanın bu seneki gzide örnekleri. Bağımsız sinemanın az aksiyon, yavaş akış ve duygu yoğunluğu kullanan diline çok hakim bu filmlerin ilki Manchester by the Sea. Kardeşini kaybedip yeğeninin velayetini almak durumunda kalan bir adamın hikayesi. Belki kahramanımız geçmişine hapsolup kalmasaydı her şey bu kadar karmaşık ve zor olmazdı onun için. Kendisine münzevi bir hayat seçen kahramanımızı geçmişine en çok yaklaştıran yer olan Manchester by the Sea ise yaşamak isteyeceği en son yer olurdu.

En beğendim film Jim Jarmusch’un Paterson’uydu. Daha fragmanı izler izlemez bu filmi çok seveceğimi hissetmiştim ve öngörüm beni yanıltmadı. Filmde beni içine çeken asıl şey hikayesinden ziyade anlatım tarzı, ışık kullanımı, yumuşak sahne geçişleri oldu. Otobüs şoförlüğü yaparak hataını kazanırken bulduğu her fırsatta şiirler yazan Paterson’a, hayallerinin peşinde kendisine bir yol çizen ve kendini sanata adayan karısı ve onların karizmatik köpeği eşlik eşlik ediyor. Güzelliğini görsellikten alan bu tarz filmleri anlatacak çok fazla kelime yok. Tam bir sanat eseri.

Beyaz perdede kendine yer bulan diğer bir film, Hidden Figures ise üç hünerli ve başarılı Siyahi Amerikalı kadının altmışların Amerikasındaki zorlu hikayesini anlatıyor. Başarıya giden yol kolay değildir ama bu üç bayanın önündeki zorluklar ve bunlara göğüs germeleri izlenmeye değer bir hikaye ortaya çıkarıyor. Hayallerimizin peşinde gitmenin önemini bize hatırlatan ve her ne olursa olsun tüm engelleri yıkma gücünün yine içimizde olduğunu bize söyleyen iyi hissetmelik bir film.

Bu yağmurlu günleri işte böyle geçiriyorum, umarım okurken keyif almışsınızdır…

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , , , , ,