Kış Uykusunun Güzelliği ve Film Öneri Listesi

Kış yaklaştığı anda enerjim düşmeye ve bedenim yavaşlamaya başlıyor. Battaniyeler oturma odasının dört köşesine yayılıyor, kitaplar raflardan göz kırpıyor ve ben kendimi sıcacık çay ve kurabiyeler eşliğinde sıcacık filmlerin kucağına atıyorum. Bu kış da bir istisna değil. Her ne kadar California’da kış tam anlamıyla yaşanmasa da yağmurlu karanlık havalar beni evde tutmaya yetti. Ne mutlu ki 2016’nın veda ederken bize hediye ettiği bir birinden güzel filmleri izleyecek kadar şanslıydım, bir yandan da kendimi bu muhteşem filmler hakkında yazmak zorunda hissettim. İzlenmesini şiddetle tavsiye ettiğim ilk film, renk cümbüşü içinde muazzam müzikler, bolca dans ve güzel Los Angeles manzaraları vaat eden La La Land. İki sene önce üç Oscar kazanan Whiplash’in yönetmeni bu sefer sahneye, sinema tarihinin bir çok ünlü müzikaline saygı duruşu sunan bu şaheseri getiriyor. Los Angeles için kullanılan La La Land kalıbını kendisine isim olarak seçen bu film size kesinlikle unutamayacağınız anlar yaşatacak.

Sıradaki üç film ise “Indie movie” diye geçen bağımsız sinemanın bu seneki gzide örnekleri. Bağımsız sinemanın az aksiyon, yavaş akış ve duygu yoğunluğu kullanan diline çok hakim bu filmlerin ilki Manchester by the Sea. Kardeşini kaybedip yeğeninin velayetini almak durumunda kalan bir adamın hikayesi. Belki kahramanımız geçmişine hapsolup kalmasaydı her şey bu kadar karmaşık ve zor olmazdı onun için. Kendisine münzevi bir hayat seçen kahramanımızı geçmişine en çok yaklaştıran yer olan Manchester by the Sea ise yaşamak isteyeceği en son yer olurdu.

En beğendim film Jim Jarmusch’un Paterson’uydu. Daha fragmanı izler izlemez bu filmi çok seveceğimi hissetmiştim ve öngörüm beni yanıltmadı. Filmde beni içine çeken asıl şey hikayesinden ziyade anlatım tarzı, ışık kullanımı, yumuşak sahne geçişleri oldu. Otobüs şoförlüğü yaparak hataını kazanırken bulduğu her fırsatta şiirler yazan Paterson’a, hayallerinin peşinde kendisine bir yol çizen ve kendini sanata adayan karısı ve onların karizmatik köpeği eşlik eşlik ediyor. Güzelliğini görsellikten alan bu tarz filmleri anlatacak çok fazla kelime yok. Tam bir sanat eseri.

Beyaz perdede kendine yer bulan diğer bir film, Hidden Figures ise üç hünerli ve başarılı Siyahi Amerikalı kadının altmışların Amerikasındaki zorlu hikayesini anlatıyor. Başarıya giden yol kolay değildir ama bu üç bayanın önündeki zorluklar ve bunlara göğüs germeleri izlenmeye değer bir hikaye ortaya çıkarıyor. Hayallerimizin peşinde gitmenin önemini bize hatırlatan ve her ne olursa olsun tüm engelleri yıkma gücünün yine içimizde olduğunu bize söyleyen iyi hissetmelik bir film.

Bu yağmurlu günleri işte böyle geçiriyorum, umarım okurken keyif almışsınızdır…

Kategoriler: Hayat Stili | Tags: , , , , , , , |

2 Comments

  • Seda Balaban | 10 February 2017 | Reply

    Filmleri izleyeceğim Halyna’cım. Yazılarını keyifle okuyorum.Seni çok özledim canım 🙂


    • Halyna | 10 February 2017 | Reply

      Ben de seni özledim, hem çok.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *