Sağlıklı Beslenme, Diyet, Yemek Endüstrisi, Efsaneler ve Gerçekler

Diyet yapmak hiçbir zaman takıntım olmadı, kilom ideala uzak olsa da kendimi katı kurallara hapsedip nihayetinde yine bir kavanoz dolusu atıştırmalığın başında sona erecek maceraya girmektense sağlıklı beslenmeye odaklanmayı seçtim. Zaralı yiyeceklerden nasıl korunabileceğimi ve sağlıklı ürünlere ulaşmanın en kolay yolunu araştırdım hep.

İnternette bulup takip ettiğim birkaç online dersten sonra ilgim daha da artmaya başladı. Bu dersler arasında “tedavi amaçlı yeme alışkanlıkları”, “sağlıklı beslenme”, “yaşlanmanın sebepleri” gibi başlıklar vardı. Doğru yemek, sağlığımızı korumanın ve hastalıklardan uzak durmanın en önemli anahtarlarından biri. Özellikle aşırı yemeye bağlı hastalıkların yükseldiği 21. yüzyılda. Zamanımzıda yemek her yerde; süper marketlerde, sokak tezgahlarında, vending makinelerinde. Reklamlardan kaçmak ise imkansız, televizyonda, sokakta, araçlarda her yerde midelere hitap eden reklamlar mevcut. Yemek endüstrisi mümkün olan her türlü ürünü sağlıklı göstererek satmaya çalışıyor. Ürün kalitesini denetlemek, tüketicinin güvenliğini sağlamak ve yanlış yönlendirmeleri engellemek için Avrupa Sağlık örgütü, trafik ışığı derecelendirmesi adını verdiği bir sistem getirdi. Kırmızı, turuncu ve yeşil renkleri kullanarak yağ, şeker ve tuz oranlarının belirli bir seviyeden yüksek veya düşük olduğunu bu tablo ile kontrol altına alma kararı verdi. Sağlıklı seçimlerin yanında yemeklerimizin beslenmemize nasıl etki ettiğini de göz önünde bulundurmak zorundayız. Mikro ve makro besleyici öğelere, minerallere, antioksidanlara ve vitaminlere de dikkat etmeliyiz. Hepsinden alınacak yeterli oranlar vücudumuzun daha düzgün çalışmasını sağlayacaktır. Diyetisyenler rengarenk tabaklar hazırlayıp 5 farklı sebzeyi ve meyveyi tüketmemiz gerektiğini hatırlatıyorlar. Ayrıca diyetinizde balık olması şart. Özellikle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın en önemli öğeleri balıkla beraber süt ürünleri, et, tahıl ve bakliyat. Bu önerileri takip etmek hayat kalitenizi arttıracağı gibi, kalp ve damar hastalıklarına, alzaymıra, şeker hastalığına ve kansere karşı daha dirençli olmanızı sağlayacaktır.

Sağlıklı beslenme konsuunda araştırmalar aralıksız devam ediyor ve keşfedilecek daha çok şey var. Hızlıca gelişen bir bilim olmasından dolayı da bulgularda geçmişe göre farklılıklar olabiliyor. Hatta önceleri sağlıklı denen yiyecekler şimdi zararlı kabul edilebiliyor veya bunun tam tersi örnekler de görülebiliyor. Mesela yetmişlerde yumurta, uzak durulması gereken yüksek kolestrol kaynakları olarak kabul edilirken, şimdilerde yumurtanın içerdiği doymuş yağ oranı sayesinde kolestrolu düzenlediği biliniyor. Veya eskiden hamile kadaınlara ciğer yemeleri önerilirken şimdilerde, ciğerin A vitamini deposu oldğu kadar fazla tüketiminde vücudu zehirlediği keşfedildi. Bu yüzden internette sağlıklı beslenme üzerine bir yazı okurken kaynakların güvenilirliğini araştırmak önemli bir hal alıyor.

Araştırmaların son zamanlarda aldığı yön ise yeme alışkanlıklarının genlere etkileri konusunda oluyor. Yüzde 99.9 oranında aynı genleri paylaşırken sadece binde 9 oranındaki DNA farklılıkları karakterimizi belirliyor. Bu oran ayrıca farklı diyetlerin her birimiz üzerinde farklı etkileri olacağını da gösteriyor. Aynı yemeklere ve diyet alışkanlıklarına rağmen sonuçlar her birimizde farklı olabiliyor. Nutrigenetik (DNA’ya göre beslenme) testleri hem internette hem de özel sağlık kliniklerinde ulaşılabilir durumda artık. Her bireye gen yapısına göre farklı beslenme diyetleri sunulabiliyor. Belirli hastalıklardan korunmak veya vücudu daha sağlıklı tutmak için kişiye özel besinler ve oranlar belirlenebiliyor.

Umarım bu yazıyı işe yarar bulmuşsunuzdur. Okuduğunuz için teşekkürler…

Kategoriler: Hayat Stili | Tags: , , , , |

One Comment

  • Seda Balaban | 25 February 2017 | Reply

    Çok beğendim canım.Nutrigenetiği araştıracağım :)) Ellerine sağlık.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *