Sosyal Medya Çılgınlığı Döneminde Zihin Sağlığını Korumak

Yaşadığımız zamanı düşündükçe insan aklını oynatmaya daha çok yaklaşıyor. Tek kanallı siyah beyaz televizyondan (büyük annemin sahip olduğu bir tanesini çok net hatırlıyorum) renkli televizyona geçiş dönemini hatırlarken aynı zamanda elimde tuttuğum iphone ve içindeki uygulamalarla yaşadığım yeri binlerce kilometre ötedeki anneme gösterebiliyorum. Sonsuz olanakları önümüze seren teknolojinin hayatımıza her geçen gün daha da egemen olduğu bir devirde yaşıyoruz. Eş zamanlı çalışma kabiliyetimizi üst düzeye çıkaran bir teknoloji safhasındayız, bir yandan telefonla konuşurken aynı anda elektronik postalarımızı kontrol edebilir, müzik dinleyebilir ve daha pek çok şey yapabiliriz. Birçoğumuz bu işlevselliğin büyük bir nimet olduğunu ve işlerimizi daha kısa sürede halletmemizi sağlandığını düşünüyor. Karşıt görüşlere rağmen araştırmacılar aynı anda birden fazla işle ilgilenmenin stresi arttırdığını ve elde edilen sonuçların kalitesini düşürdüğünü ortaya çıkaran sonuçlar paylaşıyor. En açık örneği olarak telefonla konuşurken araç kullanmayı düşünün. Günlük olarak beynimiz sonsuz işlem yapıyor, binlerce düşünce üretip her köşeden gelen ardı arkası kesilmeyen bilgileri hafızaya işliyor. Zihin sağlığımızın tüm bu hengame içinde ne hale geleceğini düşünebiliyor musunuz? Bedenimizi terbiye ettiğimiz gibi zihnimiz için de gittikçe yaygınlaşan bir yöntem var, Mindfulness. Gelin bu terimi birlikte yorumlayalım.

Mindfulness kendinize, diğerlerine ve etrafınızdaki Dünya’ya daha farklı açıyla baktığınız bir farkındalık durumu. Jon Kabat-Zinn, bunu yaşadığınız ana ve amaca yargılayıcı olmadan ihtimam gösterdiğiniz farkındalık olarak açıklıyor. Nezaket, keyif, minnet ve kendinizi takdir etmek mindfulness öğretisinin dört temel taşı. Bunları şiar edinerek hayatınızı renklendirebilir, içinde yaşadığınız büyük şehrin karmaşası içinde huzuru yakalayabilir, minnet ve takdir duygularınızı geliştirerek nihayetinde içsel dengeye ulaşabilirsiniz.

Peki neden buna ihtiyacımız var ve bir yıl öncesine göre hayatıma kattığı şey nedir? Bir yıl önce kendi çarkında koşturan bir hamster gibiydim. Uzun çalışma saatleri, devamlı telaş, aklımda bin bir düşünce, eşyalarımı kaybetme, endişe atakları ve sıkıntı hayatımın bir parçası haline gelmişti. Hayattan zevk almakta zorlanıyordum. Şansıma internet üzerinde Mindfulness derslerine denk geldim ve hemen hayatımda tatbik etmeye başladığım uygulamalarıyla yaşadığım değişikliği açıkça fark ettim. Bu sürecin önemi sadece yetişkinlere yönelik değil aynı zamanda çocuklara da yardımcı olacak uygulamalar ve zihin durumları içermesi. Belirli araştırmalar ve deneyler göstermiştir ki, öğrencilerde sınıf genelinde davranış problemlerinde azalma ve akademik anlamda gelişmeler görülmüştür.

Gerçek hayatta uygulamalarını bir örnekle açıklayalım. 1. Şu anda bu yazıyı yazarken aklımın bir köşesi İnstagram ve Facebook düşünmekle meşgul, acaba şu anda önemli bir şeyler kaçırıyor muyum? Eş zamanlı çalışma ve örneğini verdiğim durum Mindfulness felsefesinin karşı çıktığı şeyin ta kendisi. Böylece kendimi odağımı yitirmemek ve başka şeylerle dikkatimi dağıtmama konusunda telkin ediyorum ki, daha verimli ve sonuçlarından memnun olacağım bu çalışma ortaya çıkarabileyim. 2. Bu yazıyı kağıda dökerken kendi muhakememi yapıp, yazdığımı eleştirmek kolayca düşebileceğim zihin durumlarından biri. Bu durumlarda kendimle barışık olup yaptığım işi takdir ederek tüm hatalarımı öğrenme sürecinin bir parçası yapabilirim. Sonuçta kendimi geliştirmek için hatalarımı da görmem lazım. 3. Aynı zamanda minnet duygusu da işlemeye başlıyor, rahat odamda otururken bu yazıyı yazabilme fırsatını elde etmek ve insanlarla paylaşabileceğimi bilmek zihnimi daha da canlandırıyor. 4. Odağımı kaybettiğim ve düşüncelerimin dağılmaya başladığı anlarda nefes alma egzersizleriyle bu dağınıklığın üstesinden gelip işime geri dönebiliyorum.

Özetle Mindfulness bir öğrenme, anı yaşama, yaşanan andan zevk alma ve minnet duyma durumu. Uygulaması bir gecede öğrenilecek bir şey değil, uzun zaman ve emek isteyen bir süreç. Bunu günlük yaşamınıza uygulamayı öğrendiğinizde ise daha az stresli daha çok huzurlu bir hayata ulaşıyorsunuz.

Bazı ilgi çekici bilgilere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Mındfulschools

(Bu belgesel Mindfulness öğretisinin, davranış sorunu bulunan öğrencilerin bulunduğu bir okuldaki uygulamalarını ve nasıl bir gelişim gösterdiklerini işleyerek, süreç sonunda öğrencilerin kendilerine nasıl yardım ettiklerini gösteriyor.)

Futurelearn  Mindfulness ile ilgili, rehber tadında iki adet kursu ücretsiz sunuyor.

Bazı ilgi çekici Ted konuşmaları:

Kullandığım kitap:

Mindfulness in Eight Weeks

Mındfulness Works (kitabı alma şansınız yoksa, meditasyonun uygulanması konusundaki bazı kayıtlara buradan ulaşabilirsiniz.)

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , , , , , ,
Mart ayının en iyileri

Zaman ışık hızıyla akarken başımıza gelen güzellikleri bir yere not almak çok önemli. Günlük tutmak bunu sağlamanın yollarından biri. Kalemle veya online olması fark etmeksizin geri dönüp baktığımızda her şeyin ne yönde değiştiğini görmemizi sağlayan bir yöntem.
Mart ayı boyunca yüzleşmek istesem de istemesem de yirmi dokuzuncu doğum günümü beklemek ve aklımdaki sorulara cevap aramakla geçti. Ama sordukça cevaplardan uzaklaştığımı fark ettim, çünkü kimsede hazır cevaplar olmuyor ve her şey noktaları birleştirmekle gün yüzüne çıkıyor. Steve Jobs’un bir defasında söylediği gibi; “İleriye bakarak noktaları birleştiremezsiniz, yalnızca geriye bakarak yapabilirsiniz. Noktaların bir şekilde gelecekte birleşeceğine güvenmek zorundasınız.
Ben noktaları birleştirmekle uğraşırken Mart ayı geziler, kitaplar, filmler ve farklı yemek tecrübeleri ile doluydu.

Mart ayının kitapları: Mary Taylor Simeti’nin 1950’lerin başında yeni evli genç bir Amerikalı kız olarak Sicilya’ya yerleşmesini, bu bilinmeyen ve son derece geleneksel kültür içinde kendini arayışını anlatan büyüleyici bir kitap “On Persephone’s Island”. Bu yalnızca kişisel bir hikayeden öte bir hayat stilinin betimlenmesi, Sicilya’nın politik ve ekonomik ilişkilerinin yanında mutfağı ve yerel alışkınları gibi farklı kültürüyle alakalı bilgilerin bir Amerikalı gözüyle Dünya’ya sunulması. Sicilya hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için güzel bir seçim olabilir ama İtalya’nın bilinmeyen yüzünü ve gerçekleri öğrenmek istiyorsanız Tobias Jones’in The Dark Heart of Italy kitabını şiddetle öneririm.
İkinci kitap, saatlerce sıkılmadan edebiyat konuşabildiğim çok sevgili arkadaşım Julia’nın doğum günü hediyesi. Edebi ruh eşim bana Daren Acemoglu ve James A. Robinson’un yazdığı “Ulusların Düşüşü” kitabını gönderdi. Henüz yarısını okudum ama itiraf etmeliyim ki, bazı ulusların başarılı olurken bazılarının çöküşünü hazırlayan ekonomik dinamikleri ve tarih içindeki dramatik değişimleri öyle güzel açıklamış ki zihninizde yeni bir boyut açıyor.

Mart ayının filmleri: İzlediğim birkaç film arasında özellikle iki tanesi hakkında bir şeyler karalamak istiyorum. Nicole Kidman’ın başrolünü oynadığı “Grace of Monaco” filmini çok beğendim. Amerikalı aktris Grace Kelly’nin Monako prensi ile yaptığı evliliği ve başından geçenleri anlatılıyor. Sıradan bir hayatınız olduğunu düşünüyorsanız filmde bolca işlenen güzellik, zerafet ve cazibe kesinlikle size bir renk getirecektir.
İkinci film Tuba’nın instagram’da sıklıkla alıntıladığı Sabrina. Audrey Hepburn’un arzı endam eylediği alımlı bir siyah beyaz film. Tüm film birçok muhteşem söz ile dolu. Baron St. Fontanel: “Mutlu bir evliliği olan kadın sufleyi yakabilir, mutsuz bir evliği olan kadın fırını yakmayı unutur.” Şimdiki filmlerde bulması zor olan o farklı çekiciliği kolayca yakalayacağınız bir film.

Mart ayının gezisi: İki günlük Los Angeles gezimizin asıl sebebi oy kullanmak gibi soylu bir gerekçenin yanında La La Land’ın nasıl göründüğü ile ilgili ufak bir fikir sahibi olmak. Bu muhteşem iki günü tarif etmek için ayrı bir post şart. Daha ufak Napa gezimiz hakkında burada okuyabilirsiniz.

Mart ayının en iyi yemekleri: Los Angeles’taki Kısmet restoranında yediğimiz Türk Kahvaltısı, daha doğru söylemek gerekirse menüde geçtiği şekilde “Türk kahvaltısımsı”. Geleneksel Türk kahvaltısı ile Orta Doğu mutfağının muhteşem harmanlandığı lezzet ve rayiha zengini bir yemek deneyimi.

En iyi mutfak deneyimleri: Krakerler gerçekten çok güzeldi, annemin tarifi tam buğday çörekleri, tatlı poğaça maritozzi ve ufak pizza Schiacciatine.

Mart ayının esin kaynağı: Yeni keşfettiğim Tuscany’de yaşayan bir Australyalı blogger ve iki kitap yazarının sitesi http://www.emikodavies.com/
Çok beğendiğim kurabiye tarifinin sahibi Napolili bir yemek blogger Anna’dan http://www.annaontheclouds.it/
Yine yeni keşiflerimden Dünya tatlısı Ayça’nın http://www.aycanummies.com/
Instagram’da büyüleyici fotoğraflara sahip Sezen @sezen.enderoglu
Ve benim devamlı ilham aldığım @mugmela, @fraeuleinsontag @thereshcooks @sourdough_mania @mimithor
Mart ayını böyle bitirdik. Sizin tecrübe ve keşifleriniz yorumlarda görmekten memnun olurum.

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , , , , , , , , , , , ,
Anthony Bourdain

Bazı kitaplar okuyucularını kendisi bulur, ben de Anthony Bourdain’in Mutfak Sırları- Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar kitabına rast gelecek kadar şanslıydım. Bu okurken mest olacağınız ve yemek aşkıyla dolacağınız bir kitap. Anthony Bey bu tutkuyu yazıyla nasıl geçireceğini çok iyi biliyor. Samimi, komik ve olabildiğine açık bir anlatıma sahip bu kitap New York’taki bazı ünlü restoranların mahrem mutfaklarına bir bakış atıyor. 300 sayfada yemek sektörü hakkında pek çok bilgi veriyor. Okuduktan sonra mutfağa yeni ve kaliteli malzemeler alıp Fransız sosu yapmaya koşabilir veya kendi restoranınızı açıp ünlü bir şef olma hayalinizden bir anda vazgeçebilirsiniz.

Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar yemek yediğiniz yerlere olan bakış açınızı değiştirmekle kalmayacak, ayrıca size kapının ardında çalışan insanlar hakkında fikir de verecek. Her gün 12 saat boyunca sıcak ocakların önünde ayakta iş yapmaya çalışan yirmili yaşlardaki gençlerin her siparişte ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çabalayarak şeflerine en iyi performanslarını ve size en lezzetli yemekleri sunmaya çalıştıklarını öğreneceksiniz. Eğer alabildiğine açık sözlü, yemekle alakalı bir kitap arıyorsanız bu kitap sizi mutlaka etkileyecektir,  hem de Türkçe çevirisine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , ,
Kitap Kurtları ve Kitapların Güzelliği

Bir zamanlar hepimiz kitap kurduyduk, kitaplarla ilgili her şeyi seven, görünüşlerini, kokularını ve hissettirdiklerini ruhunda yaşayan kitap insanları. Bu insanlar için kitap fuarları bir şölendir ve ne şanslıyım ki kitap fuarları her zaman her yerde karşımıza çıkabiliyor, yeni veya eski kitapları okuyuculara sunan uluslar arası fuarlar. En büyük kitap fuarlarından biri de Ekim aylarında Frankfurt’ta gerçekleştiriliyor. Bir çoğumuz için rüya gibi bir gezi olacaktır.

Eylül ayında doğup büyüdüğüm şehrim Lviv’de kurulan fuar bu zevkten mahrum kalmamamı sağladı. Bu geniş çaplı fuarın mottosu da çok güzel; Amor librorum nos unit (Kitap sevgisi bizi bir arada tutar). Her sene özel bir konuk fuarı ziyaret eder ve tüm şehir bu edebiyat ünlüsünü görmek için nefesini tutar. 2004 yılında onur konuğu olarak teşrif eden Paulo Coelho’yu bir kafede görebilmek için tüm şehir boyunca koştuğumu hatırlıyorum. Jostein Gaarder’i dinleyişimi, çevirmenliğini İngilizce öğretmenimin yaptığını ve kitaplarına duyduğum hayranlığın içimi kıpır kıpır edişini hâlâ anımsıyorum. 

Bu fuar sayesinde her geçen yıl kitaplığıma yeni eserler ekledim. Ağustos sohbetlerimizi ve Eylül’deki kitap değişimlerimizi şekillendiren önemli bir konuydu fuar. Sonraları da İstanbul’daki büyük kitap fuarına gitmeye başladım, yine ne şanslıydım ki oldukça yakın oturuyorduk fuar yerine.

Bu sene de 50. Kaliforniya Antika Kitaplar Fuarı’na yeni arkadaşım Julia @smallworldthisis ile katıldım. Benim için hiç yaşamadığım bir tecrübe oldu, bu kadar fazla nadide eseri bir arada ilk defa görüyordum. Dünya’nın kendi dalında en büyük fuarı olması sebebiyle 20 farklı ülkeden 200’e yakın yayıncının yanında, yerel “kitap sanatçıları” ve üniversite kütüphaneleri de katılmıştı. O nadide kitapları, el yazmalarını, haritaları ve fotografları inceleme şansına eriştik, çoğu da ücreti karşılığında edinilebiliyordu. Fiyatlar 300 dolardan başalyıp 75 bin dolara kadar gidiyordu. Bir çok dikkate değer ilk basım kitabın arasında Harry Potter’in fiyatı 6.250, Oz Büyücüsü 56.250, J.D. Salinger’in Fanny and Zooey’i 25.000, Tom Sawyer 26.000, Anne Frank’ın Günlüğü 8.200 ve Ray Bradbury imzalı Fahrenheit 451 kitabı 20.000 dolardı.      

Yazıyı bitirirken çok sevdiğim bu güzel alıntıyı kullanmak istiyorum.

Ne zaman iyi bir kitap okusanız Dünya’nın bir yerinde bir kapı daha fazla aydınlık için aralanıyor.

–Vera Nazarian

Okuduğunuz için teşekkürler. Umarım beğenmişsinizdir.

 

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , ,