Hamburger Ekmeği

Arkadaşlarımızla beraber akşam yemeği yiyip film izlediğimiz Cuma günlerin birinde ev yemeği hamburger yemenin iyi bir fikir olduğunu düşündüm. Annemden öğrendiğim hamburger ekmeği tarifi ve google’den bulduğum en basit köfte tarifiyle oldukça tatmin edici bir sonuç elde ettim.
Asıl tarif normal beyaz un kullanılarak denendi ve sonuç çok iyi oldu. Ekmekler hamburger veya sandviçlerde kullanmak için birebir. İlk denemeden sonra tarifte değişiklik yapmaya heves ettim ve tam buğday unu ile beyaz unu karıştırınca ortaya çıkan ekmekleri daha çok beğendim.

Malzemeler (8 ekmek için):
350 gram tam buğday unu
350 gram beyaz un (tozlama için bir miktar ilave)
300 gram ılık su
1 paket kuru maya
1 yemek kaşığı şeker + 1 çay kaşığı şeker
2 yemek kaşığı zeytin yağı
1 yemek kaşığı oda sıcaklığında tereyağı
2 çay kaşığı tuz
2 yumurta

Hazırlanışı:
Ilık su dolu kaseye 1 çay kaşığı şeker ve mayayı ekleyin. Mayanın etkinleşmesi için sıcak bir yerde 10 dakika beklemeye bırakın. İkinci bir kasede unları, tuz, 1 yemek kaşığı şeker ile iyice karıştırın. Ortasında bir çukur açıp maya karışımını, yumurtayı ve zeytin yağını ekleyin. Elinizle yoğurup unlanmış bir yüzeye alın. 5-7 dakika kadar yoğurun. Bu işlem sırasında bir yandan da tereyağını ekleyin. Hamuru sıcak bir yere koyup üzerine havlu ile kapatın. Hamur iki katı kadar kabarınca hazır demektir. Bundan sonra hamuru sekiz parçaya bölüp tepsiye yerleştirin ve 30 dakika daha dinlenmeye bırakın. Ekmekleri yumurta ile fırçalayın. Önceden ısıtılmış fırında 200 C derecede 15 dakika pişirin.

NOT:
Orijinal tarif için malzemeler.
1 paket maya
80 gram zeytin yağı
10 gram tuz
1 yemek kaşığı şeker
300 gram su
700 gram un

Hazırlanışı aynı.

Kategoriler: Hamur İşi Tarifleri Tags: , , , , ,
Julia Child Mantar Çorbası

Bu çorbayı tadar tatmaz favorilerim arasına gireceğini anlamıştım. Tekrar tekrar bu tarifi pişirme isteğine direnmek mümkün değil.

Malzemeler:

1 orta boy soğan

3 yemek kaşığı tereyağ

3 yemek kaşığı un

6 bardak sıcak tavuk suyu

İsteğe bağlı olarak tuz, biber ve kekik

Yarım kg mantar

1 yemek kaşığı tereyağ (sonra eklenecek)

¼ çay kaşığı tuz

1 çay kaşığı limon suyu

2 yumurta sarısı

Yarım bardak krem şanti

1 yemek kaşığı tereyağ (piştikten sonra kullanılacak)

Hazırlanışı:

  1. Soğanları doğrayın
  2. Mantarları sapından ayırın
  3. Mantarların sapını doğrayıp, şapkalarını ince dilimleyin
  4. Soğanları 3 yemek kaşığı tereyağında 8-10 dakika boyunca kısık ateşte pişirin. Soğanların kızarmasına izin vermeyin, unu ekleyip kısık ateşte 3 dakika daha pişirin.
  5. Ocaktan kaldırıp kaynamış tavuk suyunu ekleyin. Tuz, biber ve kekikle ağız tadınıza göre baharatlayıp mantarların saplarını ekleyin. Ağzını tam kapatmadan 20 dakika kadar kaynatın.
  6. Suyu süzüp mantar saplarını atın ve mantar suyunu tencereye geri koyun.
  7. Başka bir tavada 1 yemek kaşığı tereyağını eritin, köpürmeye başladığında mantar şapkalarını ekleyin. Çeyrek çay kaşığı tuz ve 1 çay kaşığı limon suyunu ekleyip 5 dakika ağzı kapalı şekilde pişirin.
  8. Tavadaki mantarları tencereye ekleyin ve 10 dakika kaynatın.
  9. Büyük bir kasede 2 yumurta sarısını ve kremayı çırpın.
  10. Sonra, 1 çay kaşığıyla yumurta karışımını çorbaya yavaş yavaş ekleyin. Her kaşık ekledikten sonra çorbayı karıştırın ki sonunda elinizde çırpılmış yumurta çorbası olmasın.
  11. Gerekliyse daha çok tuz ve biber ekleyin. Kısık ateşte birkaç dakika daha pişirin ama kaynamasına izin vermeyin.
  12. Ocaktan kaldırıp 1 yemek kaşığı tereyağını çorbaya ekleyin.

Afiyet olsun.


Kategoriler: Comfort Food Tags: , , , , ,
Anthony Bourdain

Bazı kitaplar okuyucularını kendisi bulur, ben de Anthony Bourdain’in Mutfak Sırları- Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar kitabına rast gelecek kadar şanslıydım. Bu okurken mest olacağınız ve yemek aşkıyla dolacağınız bir kitap. Anthony Bey bu tutkuyu yazıyla nasıl geçireceğini çok iyi biliyor. Samimi, komik ve olabildiğine açık bir anlatıma sahip bu kitap New York’taki bazı ünlü restoranların mahrem mutfaklarına bir bakış atıyor. 300 sayfada yemek sektörü hakkında pek çok bilgi veriyor. Okuduktan sonra mutfağa yeni ve kaliteli malzemeler alıp Fransız sosu yapmaya koşabilir veya kendi restoranınızı açıp ünlü bir şef olma hayalinizden bir anda vazgeçebilirsiniz.

Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar yemek yediğiniz yerlere olan bakış açınızı değiştirmekle kalmayacak, ayrıca size kapının ardında çalışan insanlar hakkında fikir de verecek. Her gün 12 saat boyunca sıcak ocakların önünde ayakta iş yapmaya çalışan yirmili yaşlardaki gençlerin her siparişte ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çabalayarak şeflerine en iyi performanslarını ve size en lezzetli yemekleri sunmaya çalıştıklarını öğreneceksiniz. Eğer alabildiğine açık sözlü, yemekle alakalı bir kitap arıyorsanız bu kitap sizi mutlaka etkileyecektir,  hem de Türkçe çevirisine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Aşçılık Dünyasından Mahrem Maceralar

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , ,
Sağlıklı Beslenme, Diyet, Yemek Endüstrisi, Efsaneler ve Gerçekler

Diyet yapmak hiçbir zaman takıntım olmadı, kilom ideala uzak olsa da kendimi katı kurallara hapsedip nihayetinde yine bir kavanoz dolusu atıştırmalığın başında sona erecek maceraya girmektense sağlıklı beslenmeye odaklanmayı seçtim. Zaralı yiyeceklerden nasıl korunabileceğimi ve sağlıklı ürünlere ulaşmanın en kolay yolunu araştırdım hep.

İnternette bulup takip ettiğim birkaç online dersten sonra ilgim daha da artmaya başladı. Bu dersler arasında “tedavi amaçlı yeme alışkanlıkları”, “sağlıklı beslenme”, “yaşlanmanın sebepleri” gibi başlıklar vardı. Doğru yemek, sağlığımızı korumanın ve hastalıklardan uzak durmanın en önemli anahtarlarından biri. Özellikle aşırı yemeye bağlı hastalıkların yükseldiği 21. yüzyılda. Zamanımzıda yemek her yerde; süper marketlerde, sokak tezgahlarında, vending makinelerinde. Reklamlardan kaçmak ise imkansız, televizyonda, sokakta, araçlarda her yerde midelere hitap eden reklamlar mevcut. Yemek endüstrisi mümkün olan her türlü ürünü sağlıklı göstererek satmaya çalışıyor. Ürün kalitesini denetlemek, tüketicinin güvenliğini sağlamak ve yanlış yönlendirmeleri engellemek için Avrupa Sağlık örgütü, trafik ışığı derecelendirmesi adını verdiği bir sistem getirdi. Kırmızı, turuncu ve yeşil renkleri kullanarak yağ, şeker ve tuz oranlarının belirli bir seviyeden yüksek veya düşük olduğunu bu tablo ile kontrol altına alma kararı verdi. Sağlıklı seçimlerin yanında yemeklerimizin beslenmemize nasıl etki ettiğini de göz önünde bulundurmak zorundayız. Mikro ve makro besleyici öğelere, minerallere, antioksidanlara ve vitaminlere de dikkat etmeliyiz. Hepsinden alınacak yeterli oranlar vücudumuzun daha düzgün çalışmasını sağlayacaktır. Diyetisyenler rengarenk tabaklar hazırlayıp 5 farklı sebzeyi ve meyveyi tüketmemiz gerektiğini hatırlatıyorlar. Ayrıca diyetinizde balık olması şart. Özellikle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın en önemli öğeleri balıkla beraber süt ürünleri, et, tahıl ve bakliyat. Bu önerileri takip etmek hayat kalitenizi arttıracağı gibi, kalp ve damar hastalıklarına, alzaymıra, şeker hastalığına ve kansere karşı daha dirençli olmanızı sağlayacaktır.

Sağlıklı beslenme konsuunda araştırmalar aralıksız devam ediyor ve keşfedilecek daha çok şey var. Hızlıca gelişen bir bilim olmasından dolayı da bulgularda geçmişe göre farklılıklar olabiliyor. Hatta önceleri sağlıklı denen yiyecekler şimdi zararlı kabul edilebiliyor veya bunun tam tersi örnekler de görülebiliyor. Mesela yetmişlerde yumurta, uzak durulması gereken yüksek kolestrol kaynakları olarak kabul edilirken, şimdilerde yumurtanın içerdiği doymuş yağ oranı sayesinde kolestrolu düzenlediği biliniyor. Veya eskiden hamile kadaınlara ciğer yemeleri önerilirken şimdilerde, ciğerin A vitamini deposu oldğu kadar fazla tüketiminde vücudu zehirlediği keşfedildi. Bu yüzden internette sağlıklı beslenme üzerine bir yazı okurken kaynakların güvenilirliğini araştırmak önemli bir hal alıyor.

Araştırmaların son zamanlarda aldığı yön ise yeme alışkanlıklarının genlere etkileri konusunda oluyor. Yüzde 99.9 oranında aynı genleri paylaşırken sadece binde 9 oranındaki DNA farklılıkları karakterimizi belirliyor. Bu oran ayrıca farklı diyetlerin her birimiz üzerinde farklı etkileri olacağını da gösteriyor. Aynı yemeklere ve diyet alışkanlıklarına rağmen sonuçlar her birimizde farklı olabiliyor. Nutrigenetik (DNA’ya göre beslenme) testleri hem internette hem de özel sağlık kliniklerinde ulaşılabilir durumda artık. Her bireye gen yapısına göre farklı beslenme diyetleri sunulabiliyor. Belirli hastalıklardan korunmak veya vücudu daha sağlıklı tutmak için kişiye özel besinler ve oranlar belirlenebiliyor.

Umarım bu yazıyı işe yarar bulmuşsunuzdur. Okuduğunuz için teşekkürler…

Kategoriler: Hayat Stili Tags: , , , ,
Sincap California’da

Sizin de hiç hayatınızın bir düzene sahip olduğu, her şeyin açıkça gözünüzün önünde bulunduğu ve minik adımlarla belirlediğiniz hayale doğru yavaş ama sağlamca yürüdüğünüzü hissettiğiniz oldu mu? Birkaç ay önceki halimi bu şekilde tanımlayabilirdim, ta ki bir haber hayatımıza bomba gibi düşene kadar. Eşimin eline geçen Kaliforniya’da çalışma fırsatı! Kaliforniya hakkında ne bildiğimi soracak olsaydınız, cehaletimi affetmek zorunda kalırdınız. Ünlü şarkısı dışında pek bir fikrim yoktu Kaliforniya ile alakalı. Etrafımdaki herkes bunun hayal edebileceğimden daha güzel olacağına ve sevinçten bulutlara uçmam gerektiğine ikna ediyordu beni. Biraz saflığım ve arkadaşlarımın bu haber karşısındaki neşeleri benim de ruhuma işledi ve ilgisizliğimin dağılmasıyla beraber Istanbul-San Francisco uçuşunu heyecanla beklemeye başladım.

Üç ay önce bir uzaylı gibi; hippilerin, sınırsız özgürlüğün, en yeni teknolojilerin, uçsuz bucaksız doğanın ve daha bir çok güzelliğin içine adımımı atıverdim. Ve tahmin edin tam anlamıyla başımı döndüren ve adeta beynimden vurulmuşa çeviren ilk şey neydi? Kaliforniya aksanı! 5 yıllık İngiliz Edebiyatı eğitimi, Sheakspear ve Joyce okuyarak geçen uykusuz gecelerden sonra insanları anlayamıyordum. Bu bir şaka olmalıydı. Böylece ilk hafta boyunca kafelerde ve mağazalarda kulaklarımı dört açarak dolaştım. Ne mutlu ki kulaklarımı İngilizce’nin farklı tonlarına alıştırmam iki haftada tamamlandı.

Beni şaşırtan ikinci konu da insanların davranışları oldu. Karşıdan karşıya geçerken trafik ışıklarını kullanmak, metroya binmeden önce yer kapmak için planlar yapmaya çalışmamak ve bir sıradayken insanlarla aranıza koymanız gereken mesafe gibi konularda kendimi eğitmem gerekti. Özel alan dedikleri bu mesafe olayı gerçekten ilginç değil mi? Bir sonraki ders de alışveriş konusunda oldu. Bu ülkede her şeyin sınırsız sayıda çeşidinin ulaşılır olduğunu gördüm. Bir gün kendimi 100 farklı süte bakakalmış halde buldum. Cidden bu kadar fazla çeşide ihtiyacımız var mı? (Raflarda bulabileceğiniz sütlerden bazılarını sayayım; tam yağlı süt, kısmen yağı alınmış süt, yağsız süt, çikolatalı süt, badem sütü, yayıkaltı sütü, pastörize süt, pastörize olmayan süt, laktozsuz süt, tabi ki organik süt ve daha fazlası.)

Sizlerle paylaşmak istediğim ilk izlenimlerim bunlardı. Bir sonraki yazı gastronomi hakkında olacak, takip etmeye devam edin.

Kategoriler: Gezi Notları Tags: , , , ,